Okuloplastik

Okuloplastik cerrahi

Oküloplastik cerrahi (oftalmik plastik ve rekonstrüktif cerrahi), oftalmolojinin (göz sağlığı ve hastalıkları biliminin) bir alt dalıdır. Bu bilim dalı, gözkapağı, gözyaşı sistemi ve orbita hastalıklarının (gözü çevreleyen kemik ve yumuşak dokular) tanı, tedavisi ve protez göz uygulaması ile uğraşır.

Oküloplastik cerrah, bir göz hastalıkları uzmanıdır, aynı zamanda göz çevresindeki tüm dokuların hastalıkları ve tedavisi konusunda uzmandır. Genel göz hastalıkları eğitimine ek olarak oküloplastik cerrahi konusunda eğitim görmüştür.

41069459 – close up of an eye and vision test chart

Oküloplastik cerrahların ilgi alanına giren hastalıklar şu şekilde sıralanabilir:

Göz kapağı hastalıkları

Göz kapağı estetiği

Göz ve Botoks® kullanımı

Gözyaşı kanalı tıkanıklıkları ve diğer hastalıkları

Guatra bağlı gelişen göz hastalığı ve pörtlek göz

Gözün kaybı sonrası protez göz uygulamaları

Orbita (Göz çukuru) hastalıkları

Göz kapağı hastalıkları

Göz kapakları gerek göz sağlığı, gerekse yüz estetiği açısından oldukça önemli dokulardır. Göz kapaklarında gelişebilecek farklı problemlerin bu konuda uzman bir göz hastalıkları uzmanı (okuloplastik cerrah) tarafından değerlendirilmesi ve tedavisi gereklidir.

Göz kapaklarının içe dönmesi (entropion), dışa dönmesi (ektropion), kapak pozisyonu bozulmadan kirpiklerin göze doğru dönmesi (trikiazis), kapakların düşük durması (ptozis), kapak alt ve üstünde torbalanmalar ve istemsiz kapak kasılmaları bu gibi sorunlar arasında sayılabilir.

Göz kapağı yaralanmaları ve kapak tümörleri de okuloplastik cerrahi açısından oldukça önemlidir. Gerek yaralanma sonrası, gerekse tümör çıkarılması sonrası göz kapaklarının onarımı göz sağlığı açısından oldukça önemlidir. Bu gibi durumlarda estetik duruşun sağlanmasının yanı sıra, düzgün bir göz-kapak ilişkisinin sağlandığı sağlıklı bir göz kapağı onarımının göz ve görme açısından önemi büyüktür.

Göz Kapağı Estetiği

Gerek genetik yapı, gerekse çevresel faktörler nedeni ile yıllar içerisinde göz çevresinde bazı istenmeyen değişiklikler gelişebilir. Bu değişiklikler kişiyi kozmetik olarak rahatsız edebilir ve yorgun-yaşlı görünmesine neden olabilir. Bu gibi problemlerin yoğunluğuna bağlı olarak hafif (ayaktan) veya daha etkin (cerrahi) müdahaleler uygulanabilmektedir. Genellikle yaşın ilerlemesi ile göz çevresinde oluşan ve kişiyi en çok rahatsız eden değişiklikler arasında göz torbalanmaları, kapak düşüklükleri ve cilt sarkmaları sayılabilir. Bazen göz kapağı derisinde torbalanma olmadan sadece sarkma ya da gevşeme de oluşabilir. Bu gibi durumlarda genellikle yüzeysel uygulamalar yeterli olmamakta ve cerrahi tedavi (blefaroplasti – göz kapağı estetiği) gerekli olmaktadır.

Bu girişimlerde, alt ve üst göz kapaklarından fazla cilt ve yağ dokusunun çıkarılması hedeflenir. Ancak çıkarılan doku miktarlarının çok iyi planlanması, bazen de sadece yerlerinin değiştirilip bırakılması gerekli olabilir. Bu amaçla önce tam bir göz muayenesi ve cerrahi planlama gereklidir. Düzgün planlanarak yapılmış bir cerrahi işlem hastaya daha genç bir görünüm kazandırır. Fakat bunu gerçekleştirirken göz sağlığını bozacak veya tehlikeye atacak planlamalardan kaçınmak gereklidir. Bu nedenle cerrahi öncesi detaylı bir göz muayenesinin ne kadar değerli olduğu yadsınamaz bir gerçektir.

Göz ve Botoks® kullanımı

Botulinum toksini (Botoks®, Dysport ®) günümüzde tıbbın hemen hemen tüm branşlarında kullanılan bir tedavi yöntemidir. Günlük hayatta, botulinum denildiğinde akla ilk gelen, kozmetik uygulamalardır. Fakat göz hastalıkları ve özellikle oküloplastik cerrahi uzmanları tarafından, bir çok farklı nedenler ile göz ve çevresine botulinum toksini uygulaması yapılabilmektedir. Bu nedenler kısaca şu şekilde sınıflandırılabilir:

İstemsiz göz kasılmaları: Uzun süre düzelmeyen ve hastayı rahatsız eden göz seğirmelerinden (myokimi), günlük hayatı engelleyecek şiddette mevcut olan göz kapaklarının istemsiz kapanmasına  kadar (esansiyel blefarospazm ve hemifasiyel spazm) farklı problemler, düzenli botulinum uygulamaları ile kontrol altına alınabilmektedir.

Kuru göz ve göz sulanması: Göz yaşının yetersiz salgılandığı olgularda, gözyaşı toplama kanallarının çevresine yapılacak olan botulinum enjeksiyonları, göz yaşının gözden toplanmasını azaltacağı için, kuru göz problemlerini rahatlatabilmektedir. Ayrıca, gözyaşı kanallarında problem olan ve bu nedenle göz yaşı gözden toplanamayıp yanaklardan aşağıya taşan hastalarda da, göz yaşı bezine botulinum uygulaması ile, bu şikayetleri azaltılabilmektedir

Guatr hastalığında görülen göz bulguları: Bazı guatr hastalıklarında (özellikle Graves) göz ve çevresinde çok belirgin değişiklikler oluşabilmektedir. Bu değişikliklerin en belirgini, gözlerin irileşmesidir. Gözlerin irileşmesine katkıda bulunan en önemli sebeplerden biri, bu hastalarda üst göz kapağının normalden daha yukarıya kalkması ve göz açıklığının artmasıdır. Bu tür olgularda, göz kapağını kaldıran kasa yapılacak olan botulinum enjeksiyonu kapak seiyesini normal yerine getirebilmektedir.

Yüz felci: Yüz felci gelişen olgularda, göz kapakları kapanamadığı için korneada kuruma ve enfeksiyon ile ülser gelişim i görülebilmektedir. Bu gibi olgularda, yüz felci geçici ise düzelene kadar, kalıcı ise, göz kapak ameliyatını gerçekleştirene kadar göz koruması için üst göz kapağının botulinum ile düşürülmesi ve korneanın korunması sağlanabilmektedir.

Kozmetik uygulama: Botulinum, göz çeveresinde en sık kozmetik amaçla uygulanmaktadır. Alın çizgilerinin giderilmesi, kaz ayağı bölgesindeki kırışıklıkların gideilmesi, kaş arası çizgileri ve minimal kaş kaldırma için uygulanan enjeksiyonlarokuloplastik cerrahi biriminde botulinum kullanımının en sık uygulandığı alanlardır.

Bebeklerde göz yaşarması

Yeni doğan bebeklerin, %30’unda gözyaşı kanalı henüz açık değildir. Fakat hayatın ilk ayında genellikle belirgin bir gözyaşı salgısı olmadığı için bu süre zarfında bebekte belirgin göz sulanması görülmez. 1. ayın sonunda, bu oran %10’a düşmektedir. Gözyaşı kanalının açılmadığı bu bebeklerde, birinci ayın sonundan itibaren, artan gözyaşı salgısına bağlı olarak, gözlerde çapaklanma ve sulanma fark edilmeye başlanır.

Göz sulanması şikâyeti olan bebeklerde akılda tutulması gereken en önemli ayırıcı tanı, doğuştan göz tansiyonu bulunan olgulardır. Bu nedenle, gözlerinde sulanma olan bebeklerin zaman geçirilmeden bir göz hekimine başvurmalarında fayda vardır.

Gözyaşı kanalı tıkanıklığı bulunan olguların %90’ında, birinci yılın sonuna kadar, herhangi bir müdahaleye gerek kalmadan veya sadece masaj ile kanal kendiliğinden açılmaktadır. Müdahale gereken olgularda ise, maske anestezisi altında, kanal içine sondalama yapılmaktadır. Sondalama ile başarı şansı %90’ın üzerindedir. Bu uygulamaya rağmen başarılı olunamayan olgularda ise, gözyaşı kanalına bir silikon tüp takılarak kanalın açık kalması sağlanabilir.

Yetişkinlerde Göz Yaşarması ve Tedavisi

Göz yüzeyine sürekli olarak salgılanan gözyaşı, düzenli olarak toplanarak burun boşluğuna akıtılmaktadır. Bu işlem çok ince kanalcıklar, gözyaşı kesesi ve gözyaşı kanalı üzerinden gerçekleşir. Bu sistemin düzgün çalışmaması durumunda, gözyaşı göz yüzeyinde birikerek kapaklardan taşar ve yanaklara doğru akarak göz sulanmasına neden olur.

Önceden herhangi bir problem olmayıp, orta yaş veya üzerinde ortaya çıkan sulanmalar genellikle kanalın alt ucundaki tıkanıklar nedeni ile görülmektedir. Bu problem, yetişkinlerdeki en sık göz sulanması nedenidir. Bu tür olgularda, genellikle tedavi cerrahidir. Detaylı bir hikâye, muayene ve klinik testlerin ardından planlanacak cerrahi girişim, okuloplastik cerrahinin oldukça başarılı olduğu müdahalelerin başında gelmektedir.

Gözyaşı kanalı ameliyatı, gözyaşı kesesi ile burun boşluğu arasında bir pencere açılması için yapılan bir ameliyattır. Yeni açılacak bu pencere sayesinde, göz yüzeyine salgılanan gözyaşı, buradan toplanarak normalde olması gerektiği gibi, burun boşluğuna akıtılabilecektir.

Tiroid ilişkili (Guatr) göz hastalığı

Bazı guatr türlerinde (en sık görüleni Graves hastalığıdır) tiroit bezi ile birlikte göz ve çevre dokular da etkilenebilir. Bu hastalarda görülen göz bulguları (Graves oftalmopati) hem kozmetik hem fonksiyonel sorunlar oluşturabilit ve hastanın yaşam kalitesini önemli oranda azaltabilir.

Bu bulgular arasında göz kapaklarının fazla açılması, gözün öne doğru çıkması, görme sinirinin etkilenerek görme kaybı gelişmesi, göz ve çevresindeki yumuşak dokularda ödem, ağrı, kızarıklık gibi bulgular oluşması, şaşılık gelişmesi ve gözün saydam tabakası (kornea) hasarı gelişmesi sayılabilir

Tiroide bağlı gelişen bu tür göz problemlerinin tedavisinde erken dönemde ilaçlar ve Botok® kullanımı, geç dönemde ise cerrahi tedaviler uygulanarak gözün sağlığı ve kozmetiği düzeltilebilmektedir

Protez Göz (Takma Göz)

Gözü doğuştan olmayan veya sonradan gözünü kaybetmiş olan hastalara kozmetik amaçla uygulanan protezlerdir. Bu protezlerin görme fonksiyonuna katkısı yoktur. Sadece kozmetik olarak kabul edilebilir bir yüz görüntüsü sağlamak için kullanılırlar

Protez göz yapımı esnasında öncelikle fonksiyonunu kaybetmiş olan göz küresinin bir bilye ile değiştirilmesi veya küçültülmesi gerekecektir. Bu amaçla Eviserasyon (UTSE v.b) veya enukleasyon ameliyatları uygulanabilir. Bu şekilde göz yuvası proteze hazırlanmış olur. Birkaç hafta sonra göz protezi için göz yuvasının kalıbı alınarak akrilik yapıdaki protez hazırlanır.

Doğuştan gözün olmaması veya gözün çok küçük olması (görme fonksiyonu yok ise) protez takmayı özellikle gerektirir. Bu hastalarda göz hacmi eksik olduğu için yüz kemiklerinin gelişimi eksik kalabilir. Bu nedenle bu hastalara zaman kaybedilmeden protez takılmalı ve bu protezler düzenli aralıklar ile daha büyüğü ile değiştirilerek simetrik yüz gelişimi sağlanmaya çalışılmalıdır

Orbital hastalıklar

Göz küresinin içinde bulunduğu kemik çukur (orbita çukuru) bir çok sinirdamar ve diğer dokuları içinde barındıran hassas bir bölgedir. Bu bölgede oluşabilecek hastalıklar göz fonksiyonlarını direk olarak etkileyebilmektedir. Bu hastalıklar arasında enfeksiyonlar, tümörler, kaza yaralanmaları, damar tıkanıklıkları, tiroide bağlı göz irileşmesi gibi durumlar sayılabilir. Bu gibi durumlarda detaylı muayene ve görüntüleme ile takip ve tedavi gerekli olmaktadır